Powered By Blogger

28 Aralık 2012 Cuma

Attila Gökçe Üstad'tan Muhteşem 'Bir İnsanlık Öyküsü'


Chris Corchiani, basketbol dünyasının varoşlarında dolaşan bir Amerikalı... Hayatta yapabildiği en iyi iş basketbol... Gelin görün ki, o asla bir NBA yıldızı olamadı. Bir ara Miami Heat ve Boston Celtics’de oynadı, takımda sürekli yer alamadı. Haftada 200 dolara - karın tokluğuna - Amerikan alt liglerinde mücadele ediyordu... Günün birinde hayatını değiştiren bir öneri aldı... Chris’i dinleyelim : "Washington Wizards’ın iki oyun kurucusu aynı anda sakatlanınca 10 günlük sözleşme yaptılar benimle. Karşılığında 8 bin dolar aldım. Bu para ailecek hayatımızı kurtardı. Çünkü elimde ancak birkaç dolar kalmıştı, evdeki buzdolabı boştu. Eşimin garsonluktan kazandığı para ile kıt kanaat geçinmeye çalışıyorduk..."
     Sonra ekmeğini Avrupa’da aramaya başladı Chris...
     1994’de Efes Pilsen’e geldi. Onu, Naumoski’nin ardından izleyenler, aynı beceri ve başarıyı göremeyince ağır biçimde eleştirdiler. Chris, elinden geldiğince işini yapmaya çalıştı.
     İstanbul Ataköy’de bir apartmanın, 14. katında oturuyordu ailesiyle birlikte... Sitenin marketine zaman zaman telefon ediyor, eve gerekli yiyecek ve içecekleri dilinin döndüğü kadar Türkçesiyle, dilinin döndüğü kadar İngilizce konuşmaya çalışan çırağa sipariş vererek getirtiyordu. Bir şey dikkatini çekti. Sabah, öğlen, akşam... Gece - gündüz... Siparişlerin tümünü 13 yaşındaki çırak Kenan getiriyordu...
     Dayanamadı, sordu :
     "- Sen hiç uyumaz mısın ? Evine gitmez misin ? İzin yapmaz mısın ? Hangi okula gidiyorsun ? Okula gitmez misin ?"
     Kenan Demir, üç - beş kelime İngilizcesiyle anlattı ki, gece gündüz çalışmak zorundadır... Çünkü karaciğerinden rahatsız olan babası çalışamamaktadır... Evin gelirini sağlamak gündeliğe giden annesi ve Kenan’ın görevidir.
     Chris Corchiani, o sırada ilk çocukları Chris Junior’a hamile olan eşiyle birlikte Kenan Demir’in ailesini ziyaret etti. Küçük çocuğun okula gitmesi gerektiğini söyleyerek yardım önerdi...
     Sonra aileyi de ikna edip inanılmaz bir hukuk ve bürokrasi mücadelesi vererek Kenan Demir’i evlat edindiler... Chris, eşi Stewart, Türkiye’de doğan oğulları Chris Junior ve artık Kevin diye çağırdıkları Kenan Demir, ailecek Avrupa’yı dolaşıyorlardı... İtalya, Almanya, yeniden İtalya, İspanya ve Amerika’da basketbol serüvenine devam etti Chris...
     Kenan da büyüdü, 20 yaşında bir delikanlı oldu. Gittiği her okulda inanılmaz başarılar göstererek North Carolina State Üniversitesi’nden burs kazanarak yüksek öğrenime başladı. Kenan, yani Kevin, sonradan doğan Tommy (5), Anabelle (2)ve Türkiye’de doğan Chris Junior (7) ile birlikte ailenin dört çocuğundan en büyüğü... Evde gerçek bir ağabey olarak onun sözü geçiyor... Üniversitenin kros takımına seçilerek burs kazanan Kenan, yılda bir kez Türkiye’ye gelerek biyolojik anne - babasını ziyaret ediyor. Aile çok mutlu... Çünkü Chris Corchiani, önümüzdeki yıl İspanya Ligi’nde Lucentum’da oynayacak ve Kenan da Türkiye’yi daha sık ziyaret edecek.
     Kaan Kural kardeşimin, bilgi okyanusuna dalarak çıkardığı bu inci, hepimizin kulağına küpe olmalı!
     ...Ve şu soruyu da mutlaka sormalı :
     Acaba kaç sporcumuzun böyle öyküsü var ? Mehmet Özdilek’in gelirinin tümünü eğitim gönüllülerine bağışladığı o muhteşem jübile organizasyonundan başka, gelecek kuşaklara kaç öykü, kaç örnek bırakabiliriz ?

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder