30 Ekim 1960 tarihinde
İngiltere’de ilk başarılı böbrek nakli gerçekleştirildi. Eğer sıkı bir
sporsever, özelinde de futbolseverseniz, hafızanızda yer eden önceliğiniz ‘ilk
başarılı böbrek nakli’ olmayabilir. O gün Buenos Aires’de doğan bir çocuk sizin
için daha fazla şey ifade edebilir. ‘El Pibe de Oro’ (Altın Çocuk), ‘el
Barrilete Cosmico’ (Kozmik Mengene), ‘el Diez’ (On) ya da İngilizlerin en
sevmediği şekliyle ‘la Mano de Dios’ (Tanrı’nın Eli) Diego Armando Maradona’dan
bahsediyorum. 2000 yılında FİFA tarafından Pele ile beraber ‘Yüzyılın Gelmiş
Geçmiş En İyi Oyuncusu’ ödülüne layık görülen Maradona, hayatında bir çok tepe
ve dip noktalarına ev sahipliği yaptı. Adına tarikat kurulan, Napoli’yi
tarihinde ilk defa şampiyon yapan ve 10 numaranın kendisinden sonra emekliye
ayrılmasına sebep olan ‘El Diego’, 86 Meksika’ya kadar meşin yuvarlakla beraber
anıldı. Maradona, 1986 Dünya Kupası çeyrek finalinde Malvinas Adaları’nın
işgali sebebiyle sadece ‘müsabaka’ adı altında oynanmayan maçta, Shilton’ın
üzerinden attığı golle kayıtlara ‘Tanrı’nın Eli’ olarak geçecek, daha sonra bu
gol için “Ne Tanrısı yahu, benim elimdi işte” diyecekti. Yalnız sahada değil,
karada da hız tutkunuydu. 1990 yılında Berlusconi’nin transfer etmek istediği
Maradona, Napoli başkanı Ferliano’nun Ferrari F-40 hediyesi üzerine ‘San
Paolo’yu tercih ediyordu. Ancak hayatında pozitif giden şeyler Napoli ve son
model arabalardan ibaret değildi. Amerika’daki 94 Dünya Kupası sırasında doping
testi pozitif çıktı. Karısını aradı, sesi titriyordu; “Cladia kupadan kovuldum”
diyebildi. Yeşil çimlerin ‘Tanrı’sı irtifa kaybediyordu. 37. yaş gününde
futbolu bırakmaya karar veren Maradona, sahadaki çalımlarını özel hayatına
taşıyor, 2004’de Boca Juniors-Nueva maçı sonrası geçirdiği kalp krizini ucuz
atlatıyordu. Olayın ardından, durumunu soran hayranlarına “Bana bir futbol topu
getirinde sizlere ne kadar iyi olduğumu göstereyim” şeklinde seslenirken,
‘sahne’lerden uzak kalsa da rol çalmaya devam ediyordu. Futbolu bıraktıktan
sonra birkaç teknik direktörlük denemesinde bulunsa da kimse onu eşofman ya da
takım elbiseleriyle hatırlamayacak. ‘On’u hatırlamak için, halen Boca
taraftarları tarafından her maç söylenen sözlere kulak vermek yeterli; “Dinim
Boca, Tanrım Maradona, mabedim Bombonera”.

