Powered By Blogger

18 Şubat 2013 Pazartesi

'On'un Rüyası


30 Ekim 1960 tarihinde İngiltere’de ilk başarılı böbrek nakli gerçekleştirildi. Eğer sıkı bir sporsever, özelinde de futbolseverseniz, hafızanızda yer eden önceliğiniz ‘ilk başarılı böbrek nakli’ olmayabilir. O gün Buenos Aires’de doğan bir çocuk sizin için daha fazla şey ifade edebilir. ‘El Pibe de Oro’ (Altın Çocuk), ‘el Barrilete Cosmico’ (Kozmik Mengene), ‘el Diez’ (On) ya da İngilizlerin en sevmediği şekliyle ‘la Mano de Dios’ (Tanrı’nın Eli) Diego Armando Maradona’dan bahsediyorum. 2000 yılında FİFA tarafından Pele ile beraber ‘Yüzyılın Gelmiş Geçmiş En İyi Oyuncusu’ ödülüne layık görülen Maradona, hayatında bir çok tepe ve dip noktalarına ev sahipliği yaptı. Adına tarikat kurulan, Napoli’yi tarihinde ilk defa şampiyon yapan ve 10 numaranın kendisinden sonra emekliye ayrılmasına sebep olan ‘El Diego’, 86 Meksika’ya kadar meşin yuvarlakla beraber anıldı. Maradona, 1986 Dünya Kupası çeyrek finalinde Malvinas Adaları’nın işgali sebebiyle sadece ‘müsabaka’ adı altında oynanmayan maçta, Shilton’ın üzerinden attığı golle kayıtlara ‘Tanrı’nın Eli’ olarak geçecek, daha sonra bu gol için “Ne Tanrısı yahu, benim elimdi işte” diyecekti. Yalnız sahada değil, karada da hız tutkunuydu. 1990 yılında Berlusconi’nin transfer etmek istediği Maradona, Napoli başkanı Ferliano’nun Ferrari F-40 hediyesi üzerine ‘San Paolo’yu tercih ediyordu. Ancak hayatında pozitif giden şeyler Napoli ve son model arabalardan ibaret değildi. Amerika’daki 94 Dünya Kupası sırasında doping testi pozitif çıktı. Karısını aradı, sesi titriyordu; “Cladia kupadan kovuldum” diyebildi. Yeşil çimlerin ‘Tanrı’sı irtifa kaybediyordu. 37. yaş gününde futbolu bırakmaya karar veren Maradona, sahadaki çalımlarını özel hayatına taşıyor, 2004’de Boca Juniors-Nueva maçı sonrası geçirdiği kalp krizini ucuz atlatıyordu. Olayın ardından, durumunu soran hayranlarına “Bana bir futbol topu getirinde sizlere ne kadar iyi olduğumu göstereyim” şeklinde seslenirken, ‘sahne’lerden uzak kalsa da rol çalmaya devam ediyordu. Futbolu bıraktıktan sonra birkaç teknik direktörlük denemesinde bulunsa da kimse onu eşofman ya da takım elbiseleriyle hatırlamayacak. ‘On’u hatırlamak için, halen Boca taraftarları tarafından her maç söylenen sözlere kulak vermek yeterli; “Dinim Boca, Tanrım Maradona, mabedim Bombonera”.