Powered By Blogger

17 Ocak 2013 Perşembe

Milli Servet


                                                           
Bugünlerde Servet Tazegül ismini duyduğumuzda, aklımıza ilk gelen Londra 2012 olimpiyatları oluyor. Fakat o kadar da taze değil Servet’in hikayesi.. Servet Tazegül, tekvando sporu gibi gözden uzak bir şekilde Kars’da yaşayan bir ailenin, Almanya’ya göç etmesiyle beraber Nürnberg’de dünyaya geldi. Annesi ve babası gündüz çalıştıkları için ablasıyla beraber büyüdü. Yaşıtlarının aksine çizgi filmlere değil, uzak doğu filmlerine düşkündü. Özellikle Jackie Chan filmlerinden gözünü ayıramıyordu. Bu durumu ablasının farketmesi uzun sürmedi ve ablası tarafından henüz ufak yaşta mahallerinde bulunan tekvando salonuna yazdırıldı. Servet Tazegül daha 15 yaşındayken Türkiye Tekvando Milli Takımı baş antrenörü Ali Şahin tarafından Türkiye’ye davet edilerek 2003 yılında milli formayla tanıştı. İlk Dünya Şampiyonluğu’na uzanması bir yıldan fazlasını almadı. 2004 yılında Kore’de düzenlenen Gençler Dünya Şampiyonası’nda şampiyon olarak adeta ilerideki başarılarının sinyalini veriyordu. 2004 şampiyonluğunu 2008 ve 2010 yıllarındaki Avrupa Şampiyonlukları takip etti. Ayrıca bu zaman diliminde Pekin 2008’de bronz madalyaya uzanan Tazegül , kendisine mikrofon uzatıldığında üçüncülükten duyduğu memnuniyetten bahsetmek yerine hedefinin gelecek Londra Olimpiyatlarında altın madalya olduğunu söylüyordu.
Londra Olimpiyatlarının bir provası niteliğinde gösterilen, Güney Kore’nin Gyeongju şehrinde 2011 yılında düzenlenen Dünya Tekvando Şampiyonası’nda, Servet Tazegül dünya şampiyonu olarak olimpiyatlara hazır olduğunun mesajını veriyordu. Vakit tamamdı. Servet Tazegül Londra 2012’ye 3 yıllık namağlup ünvanıyla gidiyordu. Fakat bilinen bir şey vardı. Tarihe geçen her büyük hikaye, içinde başarı kadar hüzünde  barındırıyordu. Servet, oyunlardan 1,5 ay önce annesini kaybetmesine rağmen, 10 Ağustos günü 68 kiloda Tekvando müsabakalarının düzenlendiği salonda, madalya kürsüsünün ilk sırasında Türk bayrağı dalgalanıyordu. Olimpik ruh bir kez daha kazanmıştı. 11 Ağustos sabahı bir çoğumuz, Servet Tazegül’ün hiç bilinmeyen hikayelerine uyandı. Olimpiyatlardan bir süre önce Singapur, Servet’e kendileri adına yarışmasını teklif etmişti. Bu teklif basit bir ricadan oldukça öteydi. Singapur 15 milyon dolar transfer ücreti teklif ederek ufak bir servet sundu Servet’e. Almanya’nın da Singapur’dan geri kalmaya niyeti yoktu. Onlarda ömür boyu aylık, villa ve lüks araç teklif etmişlerdi. Teklifleri neden kabul etmediğini açıklayan Servet, olimpik ruhu adeta şad ediyordu. “Singapur’un teklif ettiği para çok uçuk bir rakam. Ama ben Türküm ve Türk Milli Takımı adına dövüşürüm. Almanya adına dövüşen Türk arkadaşlarım şu an mutsuzlar. Ay yıldızlı bayrak altındaki mutluluğu ve sevinci yaşayamıyorlar”. Ne dersiniz, bor madeninden sonra artık yeni bir ‘milli servet’imiz var diyebilirmiyiz?