Powered By Blogger

25 Mart 2013 Pazartesi

Kış Güneşi


Sen mi büyüksün yoksa 70’lik rakı mı diyerek 4 ay önce başladığım İstanbul serüvenimde 3. kez İnönü Stadyumuna giden bendeniz için, dün oynanan U-20 hazırlık maçının ayrı bir önemi vardı, şimdi de yeri var.  Daha önceki iki ziyaretimden farklı olarak maçı Yeni Açık yerine VIP tribününde izlemek ‘orda bir köy var uzakta’ algısından kurtulmaktı benim için. Nihayetinde deniz tarafında bulunan kaleyi de görebildiğim için, hayatımın geri kalanında kendimi daha rahat ifade edebileceğimi düşünüyorum(!). Maça gelirsek, özelinde bu maçı teknik taktikten çok bireysel performanslara eğilimli olarak izlediğimi söylemeliyim. Hatta isimlere o kadar endeksliydim ki, maçtan hemen önce elinde bulunan bir düzine esame listesinden sadece birini bizlere veren görevli arkadaşa rağmen hevesim kırılmadı. Bir Pazar günü çok fazla ilginin olmayacağının düşünüldüğü, günün en güzel saatlerini de içeren bir zaman diliminde, sanırım U-20 hazırlık maçını yönetmeye ikna edilebilen tek hakemimiz olan Serkan Çınar’ın düdüğüyle başlayan maçın, başlangıçta benim için en önemli noktası Hakan Çalhanoğlu idi. Fakat henüz 10. dk’ya gelmişken Hakanlar kendini ikiledi. Fenerbahçe resmi sitesine göre Trabzon, federasyon resmi sitesine göre Gölcük doğumlu olan Hakan Çinemre, bu maça sadece Salih Uçan, Hakan Çalhanoğlu, Taşkın Çalış ve Sinan Kurumuş ‘u dikkatle takip etmeye gidenler için adeta yüz kızartıyordu. Sezon başında Fenerbahçe ile 2,5 yıllık sözleşme imzalayarak profesyonelliğe adım atan oyuncu, Aykut Kocaman tarafından hazırlık kampına götürülmüş ama kampın başlarında yaşadığı sakatlık, Hakan’ın dillere pelesenk olmasını bir süre geciktirmişti. Eğer nazar radarıma takılmazsa Hakan Çinemre’nin önümüzdeki sezon A takım’da aldığı süreleri iyi değerlendireceğini bilmek için müneccim olmaya gerek yok ama maça gitmeye gerek varmış ! Gelelim maça gidiş sebeplerimin büyük çoğunluğunu oluşturan Hakan Çalhanoğlu’na. Sezon başında İbrahim Altınsay Hakan’ı Beşiktaş’a kazandırmak üzereyken kulüpten ayrılınca bu transferde havada kalmıştı. Hakan’ı dünya gözüyle izledikten sonra, dün maçı takip eden Fikret Orman’ın da aklının Hakan’da kaldığını düşünüyorum. Transfer gerçekleşmeyince Hamburg’a imza atan oyuncu eski takımı Karlsruhe’de bu sezon kiralık olarak kalmaya devam etti. Hakan’ın bu yıl Karlsruhe forması altındaki istatistikleri (28 maç-12 gol,12 asist) onu gelecek sezon Hamburg on birine taşıyacak gibi görünüyor. Kaleci Aykut Özer’le de ilgili birkaç şey değil, tek şey söylemek istiyorum. Daha maçın ilk yarısında, gelecekte A milli takım kalesiyle ilgili bütün umutlarımı U-19 milli takım kalecisi Onurcan Piri’ye bağlamış durumdaydım. Turnuvada ciddi bir kaleci sıkıntısı yaşamamız maalesef uzak bir ihtimal değil. Forvet mevkisi ile ilgili düşüncelerimi birazda takım üzerinden giderek söylemek istiyorum. Kendi evimizde düzenlenecek turnuvada başarılı olmak istiyorsak, Kenan Karaman’ı pivot santrafor olarak kullanmaktan vazgeçip, Kenanla Hakan-Salih-Alpaslan üçlüsünün mesafesini daraltarak bu orta saha üçlüsünün gol yükünü çekmesi gerekiyor. Yoksa Kenan’ın Pauleta sendromuna yakalanması muhtemel görünüyor. Portekiz U-20 milli takımına değinmek gerekirse, maçtan önce esame listesine baktığımda dikkatimi çeken tek oyuncu, bu sezon Sporting Lizbon’da da sıklıkla ilk onbirde şans bulan Bruma oldu. Çünkü diğer oyuncuları tanımıyordum(Şair burada ince ince kendini gömüyor). İlk yarıda en beğendiğim oyuncu olan, 74 dakika sahada kalan Agostinha Ca çok sevdiğim Maniche’i hatırlattı bana. Ama Maniche seviyesinde bir oyuncu olacaksa kesinlikle şutunu geliştirmesi gerekiyor. Ayrıca Ivan Cavaleiro’da rakip defans oyuncularına, savunma arkasına yaptığı koşularla ‘bir gece ansızın gelebilirim’ mesajı veriyor. Oyuna sonradan dahil olan Joao Carlos’un ise bir hazırlık maçında neden bu kadar agresif olduğunu düşünürken arkadaşlarımdan Joao Carlos’un Liverpool altyapısında oynadığı bilgisi geldi. Benimde aklıma İnönü Stadyumu gelince müthiş ikili tamamlanmış oldu. Tabi ki bu işin şakası ama Joao Carlos’un odasının duvarında Gennaro Gattuso posteri olabileceği ihtimalini hiç de az görmüyorum.

Evet.. Gittik, gördük, yazmaya çalıştık. Arkadaşlarım benim edebi eserlerimden bıksalar da, yazımı ufak bir esintiyle bitirmek istiyorum. Maç havası dediğimiz arkadaş, stadın önünde köfteciler olmayınca öksüz kalıyor, dostlar yanımda olsa da, VIP tribünü çok soğuk oluyor kadınım.. 


Stat: BJK İnönü
Hakemler: Serkan Çınar, Erdem Bayık, Mustafa İspiroğlu, Sertaç Şaraoğlu 
Türkiye: Aykut Özer, Fatih Turan, İlkay Durmuş, Abdülkerim Bardakcı, Hakan Çinemre, Salih Uçan (Dk. 59 Mustafa Saymak), Enver Cenk Şahin (Dk. 59 Sinan Philipp Tekerci), Alparslan Öztürk, Kenan Karaman (Dk. 59 Sinan Kurumuş), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 84 Cumali Bişi), Taşkın Çalış (K) (Dk. 75 Muhammet Karpuz) 
Portekiz: Bruno Varela, Tiago Ferreira (K) (Dk. 83 Miguel Rodrigues), Agostinho Ca (Dk. 74 Jota), Bruma (Dk. 46 Lucas Joao), Fabio Martins(Dk. 46 Piqueti), Ivan Cavaleiro, Edgar Ie, Andre Gomes (Dk. 74 Hugo Guedes), Tomas Dabo (Dk. 64 Joao Cancelo), To-Ze (Dk. 64 Joao Carlos), Kiko (Dk. 64 Michael)
Sarı Kartlar: Dk. 35 İlkay Durmuş, Dk. 70 Alpaslan Öztürk (Türkiye), Dk. 75 Joao Carlos, Dk. 79 Jota (Portekiz)
Goller: Dk. 17 Abdülkerim Bardakçı, Dk. 27 Alpaslan Öztürk (Türkiye), Dk. 82 Piqueti (Portekiz)