Öncelikle baya geç kalmış bir yazı olduğunu belirtmekte fayda var ama hak
verirsiniz ki daha acemi birliğindeyiz. Neyse diyelim ve salona doğru yola
alalım. Maça bir saat kala salondaydım. Herkes dağıtılan t-shirtleri giymiş
heyecanla maçı bekliyordu. Salona girer girmez Karşıyaka Çarşı'nın güzel bir
organizasyona imza atacağı,salonun tepesinden sarkıtılan iplerden belliydi.
Karşıyaka taraftarı tarihi bir güne daha tanıklık edecekti anlaşılan.Hava atışı
yapıldı ama o da ne!! Bir anda her yer bembeyaz oldu. Karşıyakalı taraftarlar
sahayı konfeti yağmuruna tuttu. Oyun durdu ve basketbol tribünlerinde
(özellikle Türkiye'de) eşine az rastlanan bir koreografi yapıldı.Konfetilerin
atılmasının hemen ardından o dev pankart açıldı. Pankartta bir gladyatör ve ölü
bir aslan vardı.(Bu tip organizasyonlarda emeği geçen hangi takım taraftarı
olursa olsun herkesin emeğine sağlık çünkü harika bir seyir zevki.)Bunun
üzerine Ergin Ataman tüm takımı toplayıp soyunma odasına gitti.Bu bir
profesyonellikti zira karşısında Arena'da zor maç kaybeden bir ekip vardı ve
Galatasaraylı oyuncuların motivasyonu dağılmıştı. Ancak şu da sorulmalı.
Tansiyonu bu kadar yüksek bir maçta biraz daha sağduyulu olamazmıydı Ergin
hoca. Çünkü bu hareket tribünlerin daha da gerilmesine neden oldu. 1-2 dakika
içinde Galatasaray takımı tekrar sahadaydı ve maç artık başlıyordu. Galatasaray
maça iyi başlayan taraftı. Savunması çok sıkıydı ve Ender harika bir yüzdeyle
oynuyordu. Karşıyaka o sert savunmasından uzak bir görüntü çiziyordu ve
dolayısıyla Galatasaray özellikle pota altından rahat sayı buluyordu. Karşıyaka
ise Ender ve Boniface'in sayılarına Dixon'la cevap vermeye çalıştı. 2. çeyrekte
Karşıyaka adına devreye Aminu girdi ve Dixon'la beraber Karşıyaka'yı oyunda
tuttu. Thomas'ında boyalı alandaki etkisini atlamamak lazım.Bu çeyrekte Karşıyaka
savunma sertliğini bir seviye artırdı ancak Ender'in üçlük yüzdesi
Galatasaray'ın devreyi önde tamamlamasını sağladı. Galatasaray 3. çeyreğe daha
konsantre ve hızlı başladı. Yoksa Karşıyaka’nın 3. Çeyrek sendromu geri mi
dönmüştü? .Ancak Karşıyaka iyi ve sert savunmayla hücumdaki etkinliğini de
arttırdı. Maçtaki kırılma anı olmayabilir ama kırılma çeyreği bu çeyrekti.
Çünkü Karşıyaka hücum setlerindeki deorganize görüntüsünü savunmada da
sergileseydi, kalite olarak kat be kat üstün olan Galatasaray maçı koparabilirdi.Buna
rağmen son çeyreğe Galatasaray önde girdi. Ve son çeyrek... Takımı ateşleyen ve
adeta basketbolcularla beraber ter akıtan Karşıyaka taraftarı maçın başından
beri verdiği desteği zirveye çıkardı. Ancak maçın bitimine 8 dakika kala
hakemin verdiği tartışmalı bir karara Karşıyaka seyircisi büyük tepki gösterdi
ve sahaya yabancı madde atılmaya başlandı. Sahaya yabancı madde atılması asla
savunulacak birşey değil, hele ki 100.yılını kutlayan, Türk basketbolunda bir
ekol olmuş, Avrupa'da, ligde ve Türkiye kupasında büyük başarılara imza atan
ebedi basketbol geleneğine sahip Karşıyaka taraftarı için. Fakat güzel olan
birşey var ki; bu maddeleri atanları uyaran ve engel olan Karşıyaka'lıların
çoğunlukta olması. Yaşanan bu gerilimden sonra Galatasaray takımı ve hakem
üçlüsü tekrar içeri girdi ve sahaya yabancı madde atılmaması için anons
yapıldı. Bir süre sonra hakem üçlüsü ve Galatasaray takımı tekrar sahaya döndü
ve maçın en heyecanlı dakikaları başladı. Karşıyaka'nın savunması ve
Galatasaray'ın(özellikle de Ender'in)dış atış yüzdesinin düşmesi maçın devamlı
el değiştirmesini sağladı. Fakat Karşıyaka son bir dakika içinde öyle basit
hatalar yaptı ki;neredeyse elindeki maçı veriyordu. Son saniyelerde
Karşıyaka'nın yardımına Dixon koştu ve isabetli faul atışlarıyla Kaf-Kaf'a maçı
getirdi. Arena bir büyüğe daha çıkış izni vermedi. Bununla kalmayıp ilk
mağlubiyetini yaşattı Galatasaray’a.Bu mağlubiyet Galatasaray'ın nazar
boncuğudur. Zira Galatasaray hala(bana göre)ligin kadro derinliği ve kalite
olarak en iyi takımı. Bunun yanında Karşıyaka'nın takım oyununu ve muhteşem
taraftar desteğini unutmamak lazım. İki ekip de Avrupa'da gruplardan çıkmayı
garantiledi.(Galatasaray-Eurocup,Karşıyaka-Eurochallange) Galatasaray
Eurocup'ı,Karşıyaka'da Eurochallenge'ı alacak güce ve altyapıya
sahipler.Dileriz Anadolu Efes ve Beşiktaş'tan sonra bu mutluluğu 3. kez hem de
iki takımla birden yaşarız.Hatta belki Euroleague'i de alırız.Neden olmasın...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder